Daha yüksek erişilebilirlik modunu aç
Daha yüksek erişilebilirlik modunu kapat
T.C. TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI
YOZGAT İL TARIM VE ORMAN MÜDÜRLÜĞÜ
Görme Engelli
×
  • Ana Sayfa
  • KURUMSAL YAPI
    İL MÜDÜRÜ
    İL MÜDÜR YARDIMCILARI
    ŞUBE MÜDÜRLÜKLERİ
    İLÇE MÜDÜRLÜKLERİ
    BİRİMLER
    • HUKUK BİRİMİ
    • SİVİL SAVUNMA VE SEFERBERLİK HİZMETLERİ
    • DÖNER SERMAYE SAYMANLIĞI
    ORGANİZASYON ŞEMASI
    TARİHÇE
    GÖREVLERİMİZ
    MİSYON VE VİZYONUMUZ
    KALİTE POLİTİKAMIZ
  • E-HİZMETLER
  • PROJELER
  • YAYINLAR
  • BASIN
    İL HAKKINDA
    • TARİHÇEMİZ
    • COĞRAFİ
    • İLÇELER
    • YEMEKLER
    • TURİZM
  • İLETİŞİM
Skip Navigation LinksYozgat İl Tarım ve Orman Müdürlüğü > Haber

Yozgatlı Çiftçilerimiz Milli Tarım Projesi Kapsamında Cumhur Başkanımız İle Buluştu

22.11.2016 / Gösterim Sayısı : 186 / Arşiv

​          Türkiye genelindeki çiftçiler,  "Milli Tarım Projesi" ile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN ile buluştu.  Türkiye'nin tarımına yön verecek üreticiler ile bir araya gelinen Milli Tarım Projesi'ne Cumhurbaşkanımızın yanı sıra Başbakanımız Binali YILDIRIM, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Faruk ÇELİK katıldı. "Cumhurbaşkanımız ile Milli Tarım Projesi Buluşması" na İl Müdürümüz Ziyaattin ÖZDEMİR ve Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü İsmail DİŞLİ' nin koordinasyonunda 60 çiftçimiz katıldı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milli Tarım Projesi"nin hayırlı olmasını dileyerek "Sadık yârimiz olan toprağa hak ettiği değeri vermezsek sadece kendimizin, kendi neslimizin değil, topyekûn insanlığın geleceğini tehdit altına sokmuş oluruz. Toprağa sırtını dönen insan en büyük ihaneti kendisine yapmış olur; çünkü Rabbim bizlere topraktan yaratıldığımızı ve yine toprağa döneceğimizi haber veriyor." diye konuştu.

Türkiye genelindeki çiftçiler, Milli Tarım Projesi kapsamında "Cumhurbaşkanımız ile Milli Tarım Buluşması" adlı programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da bir araya geldiler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Milli Tarım Projesi buluşmasında yaptığı konuşmaya, misafirleri, salon ve salon dışında dev ekranlardan programı takip eden vatandaşları selamlayarak başladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından geliştirilerek uygulamaya sokulan "Milli Tarım Projesi"nin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, Aşık Veysel'in "Dost, dost diye nicesine sarıldım / Benim sadık yârim kara topraktır / Beyhude dolandım, boşa yoruldum / Benim sadık yârim kara topraktır" dizelerini okuyarak, "Sadık yârimiz olan toprağa hak ettiği değeri vermezsek sadece kendimizin, kendi neslimizin değil, topyekûn insanlığın geleceğini tehdit altına sokmuş oluruz. Toprağa sırtını dönen insan en büyük ihaneti kendisine yapmış olur; çünkü Rabbim bizlere topraktan yaratıldığımızı ve yine toprağa döneceğimizi haber veriyor." diye konuştu.

Hazreti Adem'den bu yana insanoğlunun hayatta kalmasını ve gelişmesini sağlayan hususların başında tarım ve hayvancılıktaki başarısının geldiğini dile getiren Erdoğan, "Şayet insanoğlu tarımı ve hayvancılığı, daha doğrusu bunların endüstriyel üretimini beceremiyor olsaydı medeniyetler kuramazdı. Çünkü tarım ve hayvancılık, bu işle meşgul olan kişilerin ürünlerini sadece kendi şahsi ihtiyaçlarını karşılamak için değil tüm insanlığa sunmak için yürüttükleri faaliyetlerdir. Hayatımızı sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz ürünlerin, hizmetlerin belli meslek grupları tarafından yürütülmesi, bizlere başka alanlara yönelme ve oralarda derinleşme imkânını sağladı. Tarım konusu diğer tüm işlerden farklı olarak insanlığın varlığını sürdürebilmesi için olmazsa olmazdır." değerlendirmesinde bulundu.

"Milli Tarım Projesine hep birlikte sahip çıkmalıyız"

Bu hususları tekrarlamasının sebebinin Türkiye'de tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi konusundaki projelerin önemine dikkati çekmek olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce Başbakan Binali Yıldırım'ın vatandaşlarla paylaştığı "Milli Tarım Projesi"nin her türlü takdiri ve desteği hak ettiğinin altını çizdi.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Havza Bazlı Üretimi Destekleme ve Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme adıyla iki başlık altında hayata geçirilmekte olan bu projeye hep birlikte sahip çıkmalıyız. Anadolu, dünyanın en kadim tarım ve hayvancılık coğrafyası olmasına rağmen maalesef bugün her iki konuda da olmamız gereken yerin epeyce uzağındayız. Topraklarımız var ama doğru planlama yaparak, yeterli teknik destek sağlayarak hakkıyla değerlendiremiyoruz. Meralarımız var ama et fiyatları almış başını gidiyor, ihtiyacımızı karşılayabilmek için ithalat yapmak zorunda kalıyoruz. Bu kabul edilebilir bir manzara değildir. Özellikle topraklarımız noktasında, şu azotlu gübreyle topraklarımızı mahvettik ve topraklarımız suyla buluştuğu zaman ne yazık ki çamur olup, akıp gidiyor. Doğallıktan uzak, tüm hastalıkların temelinde de ne yatıyor? O gübreleme yatıyor."

Bu reformla birlikte Türkiye'nin doğal gübreye dönmek durumunda olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Doğal gübreye dönerken de yapmamız gereken işlerin başında bana göre hani bu 'çöp atıkları' diyoruz ya bunları biz kompost gübreye çevirmek suretiyle gübrelemede rahatlıkla kullanabiliriz ve bunları kullanmak suretiyle de bu kimyevi azotun tehdidinden bütün bu tarımsal gıdalarımızı kurtarabiliriz, bunun üzerinde çalışmamızda büyük fayda var diye düşünüyorum. Şu anda sadece 30 büyükşehir belediyesi bu konularla ilgili adımını atsa, kompost gübre üretimini şu anda hızlandırsa buradan çok büyük nimet elde ederiz ve bunları biz kendimiz üretiriz." diye konuştu. 

"Milli Tarım Projesi ile sorunlarımızın çözümünde önemli bir adım atmış olacağız"

Türkiye'nin ithalatı ve ihracatının 4 kat artarken tarımsal ürünlerde ihracat artışının bu rakamın altında kaldığını ama ithalat artışının bunun üzerine çıktığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tabii ki bugün tarımsal hasılada Avrupa'da bir numara olmamız, gerçek potansiyelimizi kullanabildiğimiz anlamına gelmiyor. Bölgesini ve hatta tüm dünyayı doyuruyor olması gereken Türkiye'nin gıda ve et ithalatı yapıyor olması ortada bir sorun olduğunun ifadesidir. İnşallah, Milli Tarım Projesi ile bu sorunların çözümü konusunda önemli bir adım atmış oluyoruz. Ülke olarak aslında imkânlarımız yeterli olduğu halde plansız programsız iş yapılması sebebiyle sık sık karşılaştığımız arz açığı veya arz fazlası... Yeni destekleme modeliyle bu sıkıntının geride bırakılacağına inanıyorum. Aynı şekilde hayvancılıkta illerimize ve hayvan türlerine göre belirlenen teşvik modelinin de, fiyatların dengelenmesi ve ithalatın önlenmesi noktasında beklentilerimizi karşılayacağımıza da bu noktada inanıyorum ve bunu temenni ediyorum.

Enflasyon hedeflerimize ulaşamamamızın en önemli sebebi gıda fiyatlarıdır. Enflasyon rakamları açıklandığı zaman, domates, biber bunlar söylendiği zaman gerçekten ağırıma gidiyor. Biz bu noktada domatesten, biberden dolayı enflasyonda olumsuz etkilenmememiz gerekir. Bunu rahatlıkla aşmamız gerekir. Bu topraklar, bu kadar verimli, bereketli olacak ve biz hala enflasyonda domates, biber, bunların fiyatından dolayı enflasyonda sıkıntı yaşayacağız. Olmaz. Bunu aşacağız."

"Envaiçeşit peynir üreteceğiz ve dünyaya pazarlayacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebzede çeşitlerin de çok artması gerektiğini bildirdi. "19 tane sebze çeşidi nedir?" sorusunu yönelten Erdoğan, bunu artıracaklarını belirtti.

Bu topraklardan daha çok sebze üretileceğine işaret eden Erdoğan, "Bunları artırmamız lazım. Meyve çeşitlerimizi artırmamız lazım. Ne ararsan bulunur, derde devadan gayrı değil ha, derde deva. İnşallah bu olacak." dedi.

"Adamlara gidiyorsun bakıyorsun masaya peynirlerin envaiçeşidini getiriyorlar. Bizde niye olmuyor? Bacılarım bizde de olur mu? İstediğimiz peyniri yapar mıyız?" diye soran Erdoğan, "Yaparız. Bunların çeşidini artıracağız. Envaiçeşit peynir üreteceğiz ve ondan sonra da dünyaya pazarlayacağız." ifadesini kullandı.

Osmanlı'yı yıllarca güçlü bir şekilde ayakta tutan unsurlardan birinin de halkın bol ve hesaplı gıdaya erişimini sağlayacak iaşecilik sistemi olduğunu, Osmanlı'nın bunu başardığını vurgulayan Erdoğan, "Bizim de günümüz şartlarına uygun bir anlayışla vatandaşımızın gıda konusunda eksiklik yaşamasının önüne geçecek, fiyatları dengede tutacak bir sistemi kurmamız gerekiyor." diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım'ın konuşmasında teşvikleri açıkladığına değinen Erdoğan, "Şimdi böyle teşvikler olduğuna göre bundan sonra ne kalıyor? Çalışmak." dedi.

"Biz, sadece Allah'ın huzurunda rükûda eğiliriz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"Peygamberlerin mesleği olan çiftçiliği ve çobanlığı teknolojinin tüm imkânları ile destekleyerek doğru planlama ile yönlendirme ile bilgilendirme ile teşvik ederek ülkemizde hak ettikleri konuma getirmeliyiz.

Çobanlık deyip hafife almayın. Alan alsın. Çobanlığın felsefesini anlamayan, onun psikolojisini yaşamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım. Sevgililer sevgilisi hadis-i şerifte şöyle buyuruyor; 'Hepiniz çobansınız, hepiniz güttüklerinizden mes'ulsünüz.' Mesele bu. Bunu anlayan anlar, anlamayan anlamaz. Anlamayanların geldiği durum belli zaten. Biz işimize bakalım."

Erdoğan, salondaki vatandaşların sloganları üzerine, "Bize eğilmek yaraşmaz. Biz, sadece Allah'ın huzurunda rükuda eğiliriz, başka hiçbir yerde hiçbir gücün karşısında eğilmeyiz." dedi.

"Gönül köprüleri kurmanın çabası içindeyiz"

Tohumun toprağa düşmeden can bulmadığını anlatan Erdoğan, toprağa düşen tohumdan kaliteli ürün için gübresinden suyuna kadar tüm ihtiyaçlarını karşılamak gerektiğini vurguladı.

Aynı sürecin devletlerin, milletlerin hayatlarında da geçerli olduğunun altını çizen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Anadolu Selçuklu, Büyük Selçuklu'nun Sultan Alparslan ile bu topraklara attığı tohumların üzerine inşa edilmiştir. Osmanlı, Anadolu Selçuklu'nun bu topraklarda besleyip güçlendirdiği tohumların izi takip edilerek kurulmuş bir devlettir. Cumhuriyet de Osmanlı'nın geniş bir coğrafyaya yaydığı zengin tohum varlığından elimizde kalan bakiye üzerinde vücut bulmuştur.

Ecdadımız her dönemde gittiği her yerde toprağın altını bereketli kılmanın, üzerini de mamur etmenin çabası içinde olmuştur. Bu şekilde geniş bir coğrafyada atılan o sevgi, dostluk, kardeşlik tohumları aradan asırlar geçse de canlılığını sürdürmektedir. Sadece biraz suya, biraz gübreye, biraz emeğe velhasıl sevgi, dostluk, kardeşlik tohumlarının yeniden yeşertilmesine ihtiyaç vardır. Biz 14 yıldır Balkanlar'dan Orta Asya'ya Kuzey Afrika'dan Ortadoğu'ya kadar kadim tarihi ve kültürel bağlarımızın olduğu her yerde işte bu anlayışla gönül köprüleri kurmanın çabası içindeyiz."

Belarus'ta Minsk Camii'nin açılışını yaptıklarını aktaran Erdoğan, "Eksi 8 derecede. Oradaki kardeşlerimizle kucaklaştık. Ülke yetkilileri ile resmi temaslarda bulunduk. Hamdolsun, tarihinde asla sömürgecilik utancı bulunmayan bir millet olarak gittiğimiz her yerdeki kardeşlerimize gücümüzün yettiğince yardım elimizi uzatıyor, birlikte kazanabileceğimiz projeler teklif ediyoruz." diye konuştu.

Türkiye'nin içinde de birliği, beraberliği güçlendirecek adımları attıklarına işaret eden Erdoğan, bunun için her türlü riski göze aldıklarını, her türlü fedakârlığı yaptıklarını bildirdi.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz hem kendimiz hem de tüm mağdurlar ve mazlumlar için bu gayretleri gösterirken birileri de ısrarla ülkemizi terörün, çatışmanın istikrarsızlığın ateşi ile yakmak için uğraşıyor. Terör örgütlerinin her biri, başka bir koldan ama aynı amaç için saldırıyor. Kimi silahı ile kimi fitnesi ile kimi propaganda gücü ile ülkemize verebilecekleri en büyük zararı vermeye çalışıyor. Her birinin arkasında farklı güçlerin, farklı ülkelerin silüetleri olduğunu elbette biliyoruz. Tabii masa başında bu hesapları yapanlar milletimizi tanımadıkları için başka yerlerde tıkır tıkır işleyen planlarının Türkiye'de niçin boşa çıktığını anlayamıyorlar. Bilmiyorlar ki bu millet, aziz bir millet. Bilmiyorlar ki bu millet yüce bir millet. Bilmiyorlar ki bu millet tarihiyle, kültürüyle, dirayetiyle, cesaretiyle, kahramanlığıyla farklı bir millet. Türkiye'yi devletlerden bir devlet sananlara, Türk milletini milletlerden bir millet gibi görenlere yanıldıklarını en son 15 Temmuz'da hep birlikte bir kez daha ispatladık."

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2023 hedefi doğrultusunda açıklanan Milli Tarım Projesinin önemli bir ayağını oluşturan havza bazlı üretim desteği ile üretimi planlamayı, kaynakları verimli kullanmayı ve çiftçinin hakkını almasını sağlamayı amaçladıklarının altını çizerek, "Türkiye toprakları 79 milyonun. Tapusu bizde olabilir ama toprakların tapusu, üretmek için bizdedir. Eğer üretmiyorsa orada kişisel mülkiyetten ziyade, 79 milyonun hakkı önemlidir. Onun için 1 karış boş arazi bırakmayacağız, ekeceğiz." ifadelerini kullandı.

Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla düzenlenen "Milli Tarım Projesi" toplantısında konuşan Çelik, milletin birliği, vatanın bağımsızlığı için 15 Temmuz'da tarlaları ateşe verenleri, traktörlerle yollara düşenleri, bütün kahramanları ve şehitleri rahmetle andığını söyledi. Çelik, "2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyar olacağı ve bugünkü tarımsal hasılanın yüzde 60 artırılması halinde, açlıktan ve yoksulluktan insanların ancak kurtulabileceği, gıda savaşlarının yaşanmayacağı varsayımıyla tarımın ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğu çok net bir şekilde ortaya çıkmaktadır." diye konuştu.

Çelik, 14 yılda tarımda önemli mesafeler alındığına işaret ederek, 47 milyar dolarlık tarımsal hasılaya ve ihracatta 17 milyar dolara ulaşıldığını bildirdi. Gelecek dönemde tarımsal hasılada 150 milyar doları ve ihracatta 40 milyar doları yakalamayı hedeflediklerini vurgulayan Çelik, yeni hedefleri yakalayabilmek için geliştirilen milli tarım projelerinin, Başbakan Binali Yıldırım tarafından tüm Türkiye'ye açıklandığını hatırlattı.

Bu çerçevede Türkiye'nin 941 havzaya ayrıldığını kaydeden Çelik, bundan sonra havza bazlı üretim desteğinin uygulanacağını söyledi. Böylece üretimi planlamayı, kaynakları verimli kullanmayı ve çiftçinin hakkını almasını sağlamayı amaçladıklarının altını çizen Çelik, "Türkiye toprakları 79 milyonun. Tapusu bizde olabilir ama toprakların tapusu, üretmek için bizdedir. Eğer üretmiyorsa orada kişisel mülkiyetten ziyade, 79 milyonun hakkı önemlidir. Onun için 1 karış boş arazi bırakmayacağız, ekeceğiz." ifadelerini kullandı.

"Ürün İhtisas Borsası'nın kurulması ile ilgili çalışmalar son aşamada"

Bakan Çelik, ürünlerin lisanslı depolarda üreticisini memnun ederek değerlendirilmesinin önemine işaret ederek, 1,5 yıl içinde 3,5 milyon tonluk lisanslı depoya sahip olunacağını, üreticilerin ürünlerini diledikleri zaman bu depolara verebileceğini söyledi.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile yürüttükleri çalışma çerçevesinde Ürün İhtisas Borsası'nın kurulması ile ilgili çalışmaların son aşamaya geldiğini belirten Çelik, arazi toplulaştırmasına konu 7 milyon hektarlık arazi kaldığını, bunların 2023 yılına kadar toplulaştırılmasının sağlanacağını vurguladı.

Çelik, sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştıracaklarını dile getirerek, başta meyve, sebze ve yem bitkilerinde tohum açığı olduğunu, buna yönelik Ar-Ge araştırmalarına 10 kat daha fazla destek vereceklerini kaydetti. Çelik, böylece tohumculuk anlamında dünyada ilk 5 ülke arasına girme hedefine hızlı bir şekilde koştuklarını ifade etti.

"941 havzanın gübre kullanma kılavuzunu çıkaracağız"

Tarımda gübre ve ilaç kullanımına ilişkin açıklamalarda bulunan Çelik, "Bitkinin ihtiyaç duyduğu formatta organik, mikrobiyal gübre veya kimyasallar konusunda son aşamaya geldik. Yalnız kimyasal kullanmanın toprağa verdiği olumsuzluğu hepiniz biliyorsunuz. Bitkinin topraktan gerekli elementleri alabilmesi için mutlak suretle organik ve mikrobiyal bazı unsurların gübrede olma zorunluluğu bulunuyor. 941 havzanın gübre kullanma kılavuzunu çıkaracağız. Hangi havzada hangi gübre kullanılacak bunu bizzat çiftçilerimize ileteceğiz. Yaygın bir eğitim faaliyeti ile bilinçli tarım noktasındaki eksikliğimizi gidermiş olacağız." diye konuştu.

Çelik, mazotun yüzde 50'sinin devlet tarafından karşılanmasına da 2017'de başlanacağına dikkati çekerek, işletme bazlı sorumluluk anlayışını getireceklerini, her işletmeden veteriner hekim veya ziraat mühendisinin herhangi birinin sorumlu olacağını bildirdi.

"Sütte regülasyon devam edecek"

Kırmızı et tüketiminde 150-200 bin ton açığın bulunduğunu ifade eden Çelik, bu nedenle 500 bin büyükbaş ithal etmek zorunda kalındığını belirtti. Çelik, her yıl 400 bin buzağı ölümü olduğunu, bunu engellemek için yaygın bir şekilde buzağı ve hayvancılık desteklerini artırdıklarını söyledi.

Çelik, hayvancılık yapmak isteyenlere uzun süreli mera tahsisi yapılacağına dikkati çekerek, 2017 sonu itibarıyla sistem oturduğunda hayvan ithalinde büyük oranda düşüş olacağını, belli oranda yerli hayvan alımı zorunluluğu getirileceğini kaydetti.

Çelik, sütte Et ve Süt Kurumunun (ESK) regülasyonunun devam edeceğini dile getirdi. Kanatlı etinde etçil ana tavukta yüzde 100 dışa bağımlı olunduğuna dikkati çeken Çelik, "İnşallah 2017'de ilk yerli anaç tavuğumuzu piyasaya süreceğiz." dedi.

Fotoğraf Galerisi (5)

Tüm fotoğrafları görüntülemek için buraya tıklayınız.
Son Haberler
...
Yozgat’Ta Su Verimliliği Seferberliği Tüm Hızı ...
...
Kooperatif Yönetim Kurulu Üyelerinin Dikkatine ...
...
Dünya Su Günü Okullarda Eğitim Çalışmaları
...
2026 Yılı Çks Ürün Güncelleme Başladı
...
Yozgat Hayvancılığı Geliştirme Projeleri
...
Budama Eğitimi Verildi

Haber Arşiv

İLETİŞİM

    Yozgat İl Tarım ve Orman Müdürlüğü
  • Adres : Aşağınohutlu Mah. Mevlana Cad. No : 5

  • Telefon : 354 212 27 41

  • Faks : 354 212 11 64

  • E-Posta : yozgat@tarim.gov.tr

  • KEP : tarimveormanbakanligi@hs01.kep.tr

satis@tarimorman.gov.tr

sales@tarimorman.gov.tr

abuse@tarimorman.gov.tr

webmaster@tarim.gov.tr

abuse@tarim.gov.tr

hr@tarim.gov.tr

info@tarim.gov.tr

ik@tarim.gov.tr

contact@tarim.gov.tr

HIZLI MENÜ

  • Kullanıcı Girişi
  • Intranet
  • Bakanlık e-Posta
  • KVKK
  • Bilgi Güvenliği İhlal Bildirimi

ACİL NUMARALAR

  • 180 / Tarım İletişim Merkezi
  • 174 / Gıda Hattı
  • 112 / Orman Yangın

MOBİL UYGULAMALAR

©2025 Tüm hakları saklıdır. TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI